Dr. Kutlugül Yüksel, Eskişehir Yolu, no:266, TepePrime, C Blok, 3, kat, no:45 (Danıştay karşısı) -Ankara

Amniosentez Nedir?

Amniosentez gebeliğin 15-17 haftaları arasında fetüsün içinde bulunduğu amnion sıvısından bir iğne yardımı ile yaklaşık 15-20 ml sıvı alınması işlemidir. Bu sıvı bir müddet kültür ortamında bırakılarak fetüsten dökülen hücrelerin yeterli sayıda üremesi beklenir. Daha sonra bu hücrelerin kromozom yapıları sayısal ve yapısal olarak incelenir. Kromozom anomalisi tespit edildiğinde, bu anomalinin fetüs üzerindeki etkileri ayrıntılı olarak aileye anlatılır. Anomalili bir bebeği aldırma ya da gebeliğin devamını isteme kararı tamamen aileye aittir. Amniosentez işlemi tecrübeli hekimler tarafından muayenehane ya da hastanede yapılabilir.  

Hangi Durumlarda Amniosentez Yapılır?

  • Anne yaşının 35 yaş ve üstünde olması  
  • İkili veya üçlü testte yüksek risk saptanmış olması  
  • Anne ya da babada kalıtsal hastalık olması: Bir takım kan ve metabolizma hastalıkları nesilden nesile geçiş gösterir. Özellikle akraba evliliklerinde genetik benzerlik nedeniyle taşıyıcı bireylerin evlenme olasılığı arttığı için hasta bebek doğma ihtimali fazladır. Kalıtsal hastalığı olan çiftlerin gebeliğinde amniosentez önerilmelidir.  
  • Anne ya da babada dengeli translokasyon taşıyıcılığı ya da çeşitli kromozomal defektlerin olması. 

X kromozomuna bağlı kalıtsal hastalık durumunda, erkek bebekler hasta doğacağı için bebek cinsiyeti önceden belirlenmeli ve erkek ise gebelik sonlandırılmalıdır. Hemofili ve Duchenne muskuler distrofisi bu hastalıklara örnektir.  

Amniosentez Riskleri Nelerdir?  

Ultrasonun olmadığı dönemlerde körlemesine yapılan amniosentez işleminin çok fazla komplikasyonları olmasına rağmen günümüzde bu işlem ultrasonik gözlem altında yapıldığı için riskler oldukça azalmıştır.   İşlem sırasında iğnenin tam amnion zarının üstünde kalması, bu zarın iğnenin ucunda çadırlaşması ve iğne ucunun kaviteye girememesi sonucu amnion sıvısı alınamaz. Eğer bu zarda çadırlaşma bölgesi geniş alana yayılıyorsa işlem bir hafta sonra tekrarlanmalıdır. Buna rağmen tecrübeli bir operatör için bu durumu yenmek oldukça kolaydır.   Amniosentez anında anne dolaşımına değişen miktarlarda fetal kan geçmektedir. Çiftler arasında Rh uygunsuzluğu olması halinde, eğer bebeğin kan grubu pozitif ise anne fetal kana maruz kalınca antikor üreterek duyarlı (sensitive) hale gelecektir. Bu durum ilk gebelikte problem olmaz. Fakat tekrarlayan gebeliklerde anne adayı Rh (+)kan ile karşılaştığı zaman önceden duyarlı hale geldiği için bebeğin kan hücrelerinin parçalanmasına neden olabilir. Bu duruma engel olabilmek için A/S işleminden sonra anne adayına Rh immunoglobulin (RhoGam) uygulanmalıdır.   Amniosentez işlemi sırasında iğne ucu bebeğin cildine değebilir fakat bu işlem ultrasonik gözlem altında yapıldığından bu tür yaralanmalara oldukça nadir rastlanır.   Amniosentez son derece steril şartlarda yapıldığı takdirde amnion sıvısında enfeksiyon riski oldukça düşüktür. Amniosentez işleminden sonra ağrı, ateş, akıntı gibi enfeksiyon belirtilerinin olması ya da su gelmesi halinde mutlaka doktora haber verilmelidir.   İşlemden sonra %1-2 oranında su gelmesi şikayeti birkaç günde müdahalesiz düzelir.   İşlem sırasında bebekte oluşabilecek strese bağlı, kalbin durması sonucu bebeğin ani ölümü oldukça nadir görülebilen bir durumdur. İşleme bağlı düşük riski yaklaşık %1.8 civarındadır..   İşlem sırasında amnion sıvısının anne adayının akciğer ana atardamarına kaçması sonucu gelişen akciğer embolisi oldukça tehlikeli, derhal müdahale edilmesi gereken, nadir rastlanan bir olaydır.   İşlem sırasında veya hemen sonrasında görülen kramp birkaç saat sonra düzelir.  

Amniosentez Nasıl Yapılır?  

Her şeyden önce gebenin mesanesini boşaltması gerekir. Amniosentez yapılmadan önce ultrasonografi ile fetüsün ve plasentanın yeri belirlenir. Bebeğe zarar vermeyecek şekilde amniosentez iğnesinin uygulanacağı en güvenli nokta tespit edilir. Amniosentez işlemi tecrübeli bir hekim tarafından steril şartlarda yapılmalıdır. Steril eldivenler giyilir. Önce karın cildi Batikon ile temizlenir. Önceden belirlenen bölge açık kalacak şekilde steril örtüler ile örtülür. Amniosentez iğnesi adı verilen özel bir steril iğne, önceden belirlenen noktadan uterus içine girilecek şekilde yönlendirilir. Amniosentezi yapan hekim, amniosentez iğnesinin fetüsün içinde bulunduğu amnion sıvısına girdiğini hisseder. Önce 5 cc'lik enjektör ile 2 cc kadar amnion mai çekilir ve atılır. Bunun nedeni anne dokularından olabilecek kontaminasyonu önlemektir. Daha sonra 20 cc'lik steril enjektör ile yaklaşık 15-20 cc amnion mai dikkatlice çekilir ve bu enjektörün iğnesi ucuna takılarak patolojik inceleme için ışığa maruz kalmayacak şekilde sarılarak genetik laboratuvarına gönderilmek üzere hazır hale getirilir. Sonra amniosentez iğnesi kontrollü bir şekilde çekilerek iğnenin battığı yer Batikon ile tekrar silinir. İşlemden sonra doktor, fetal USG yaparak bebeğin durumunu, kalp atışlarını, amniosentez iğnesinin girdiği yerde kanama olup olmadığını kontrol eder, bu konuda hastayı da bilgilendirir.   Genellikle bu işlem sırasında herhangi bir ağrı ve acı olmaz. Amnisentez yapılan gebe 10-15 dakika dinlendirilir. Amniosentezden hemen sonra bol mai içildiği takdirde alınan sıvı kısa sürede yerine konur. İşlemden sonra üç gün mümkün olduğu kadar istirahat edilmeli, bol su içilmeli, ilişkiye girilmemeli ve hijyen kurallarına tam olarak uyulmalıdır.  

Hangi Durumlarda Amniosentez Yapılır? 

A/S sonucu normal şartlar altında 2-3 hafta sonra rapor edilebilir. Ancak hücrelerin ürememesi veya yavaş üremesi halinde sonuçlar daha geç çıkar.