Dr. Kutlugül Yüksel, Eskişehir Yolu, no:266, TepePrime, C Blok, 3, kat, no:45 (Danıştay karşısı) -Ankara

Gebelikte Saç Boyama

Günümüzde kullanılan saç boyalarının gebelikte fetüs üzerine zararlı etkilerinin olduğunu gösteren kesin kanıtlar yoktur. Buna rağmen sigara , zirai ilaçlar, virusler, radyasyon, saç boyaları gibi birçok etkenin lösemi insidansını arttırdığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bazı saç boyalarında bulunan kanserojen maddeler saç köklerinden kemik iliğine ulaşarak burada DNA yapısını bozarak kansere neden olabiliyor. Çok sık saç boyatan kadınlarda yumurtalık kanseri, lenfoma, mesane kanseri gibi hastalıklara yakalanma riski de artıyor. Klasikleşmiş bir bilgi olmasına rağmen bu konulada yapılan çalışmalarda gebelikte veya gebe kalmadan önceki ayda herhangi bir saç boyasının sık sık kullanılması bebekte neuroblastoma denilen tümörün riskini arttırabileceği gösterilmiştir. Geçici saç boyaları, kalıcı olan boyalardan daha risklidir. Bu konuda kesin sonuca varabilmek için saç boyalarının etkisini ortaya koyabilecek daha birçok çalışmalar yapılmasına ihtiyaç vardır(1). Başka bir çalışmada anneler saç boyası gibi güzellik ürünleri kullandıklarında çocukluk çağı beyin tümörü riskinde çok küçük bir artış tespit edilmiştir(2).

Bu çalışmaların ışığı altında kadınların en hassas dönemleri olan gebelik süresince mümkünse saçlarını boyatmamalarını tavsiye ediyoruz.  

Kaynaklar:    

McCall EE, olshan AF, Daniels JL. Maternal hairdye use and risk of neuroblastoma in offspring. Cancer Causes Control. 2005 Aug (6/6):743-8.          

Efird JT, Holly EA, Cordiers, Mueller BA, Lubin F, Filippini G, Peris, Bonet R, Mc Crediem, Arslan A, Bracci P, Preston-Martin S. Beauty product- related exposures and childhood brain tumors in seven countriesi results from the SEARCH İnternational Brain Tumer study. J Neunooncol. 2005 APR;72 (2): 133-47.

Doğumdan Sonra Karşılaşılabilecek Riskler

Gebe kalmak başlıbaşına bir riske imza atmak demektir. Doğum, vaginal yolla da olsa abdominal yolla (sezaryen) da olsa bir takım komplikasyonları beraberinde getirebilir. Doğumdan sonra karşılaşılabilecek riskleri özet halinde sunacak olursak:

1. Doğum sonu kanamaları: Sezaryen sırasında 1 litreden, vaginal doğum sırasında 500 ml'den fazla olan kanamalar risklidir. Derhal damar yolu açılmalı, sıvı replasmanı, gerekirse kan ürünleri verilmelidir. Bir yandan da kanamanın gerçek nedenini belirlemek için hasta muayene edilmelidir.

Doğum Sonu Kanama Nedenleri:

Plasenta ve zarların retansiyonu: Doğumdan sonra plasenta parçaları ve zarların rahimde kalması.

Ablasyo plasenta: Plasentanın rahim iç duvarına kısmen yapışık olması.

Uterus atonisi: Doğumdan sonra rahim kaslarının gevşemesi, kasılamaması sonucu, aşırı tehlikeli, oldukça fazla kanama olması.

Rahim kasında ayrılma, yırtık olması (uterin rüptür): En çok önceden sezaryen olan veya rahimle ilgili operasyon geçiren kadınlarda şiddetli uterin kontraksiyonlar sonucu ortaya çıkabilen bir durumdur. Uterusa yapılan önceki kesilere bağlı olarak gelişen skar dokusunun aşırı gerilmesi sonucu rahim kasının kısmen açılması ile belirgin bir kanama olmasa da, rahim duvarının tamamen açılması (uterin rüptür) halinde belirgin kanama olur ve fetüs tehlikeye girer. Daha önce herhangi bir operasyon geçirmediği halde çok şiddetli doğum sancıları sırasında ya da nadiren iri bebek halinde indüksiyon takılan durumlarda da uterin rüptür görülebilir.

Doğum yolunda, servikste, vaginada, perinede doğum travmasına bağlı yırtıklar olması.

Uterus inversiyonu: Bir eldiven parmağının dönmesi gibi uterus gövdesinin serviksten dışarı doğru inmesi hali. En çok plasentanın fundusa yerleştiği ve plasentayı çıkarmak için dikkatsizce kontrolsüz olarak kordondan çekildiği vakalarda görülebilir.

Koagülopati: Kanama pıhtılaşma bozukluğuna neden olan bir hastalığın olması durumunda aşırı kanama görülebilir.

2- Amniotik sıvı embolisi: Doğum sonrasında ani gelişen annede solunum ve kardivasküler kollapsa neden olan çok tehlikeli bir olaydır. Nadir görülmekle birlikte amnion sıvı embolisi gelişen vakalar % 50 oranında ölüm riski taşır. Doğum sırasında anne dolaşım sistemine karışan amniyotik sıvı akciğer damarlarına ilerleyerek annede siyanoz, kanama bozukluğu, koma gibi belirtilere neden olabilir.

3- Septik pelvik tromboflebit (SPT): SPT, özellikle sezaryen doğumundan sonra izlenir. Gebelikte venöz damarlarda staz ve damarlarda hiperkoagülasyon olduğundan derin pelvik venlerde trombus (pıhtı) teşekkül edebilir. Trombus üstüne enfeksiyon eklendiği zaman bu enfekte oluşumdan kopan pıhtılar özellikle akciğer damarlarında septik embolilere neden olabilir. Doğumdan sonra antibiyotik tedavisine rağmen ateşi düşmeyen hastalarda bu durumdan şüphelenilmelidir.

4- Koryoamnionit: Fetüsün içinde bulunduğu zarlar olan amnion ve koryon zarının polimikrobial bir enfeksiyonudur. Düşük sosyoekonomik durum, erken membran rüptürü, vaginada gonore ve klamidya gibi enfeksiyonlar bu duruma neden olabilir. Gebede fundal hassasiyet, ateş, taşikardi, lokositoz, fetal taşikardi (fetüs kalp atımlarının yükselmesi) gibi belirtiler verir. Pretem eylemde tokolitik tedaviye cevap vermeyen hastalarda koryoamniyonitten şüphelenilmelidir. Kesin tanı amniotik sıvı kültürü ile konur. Antibiyotik baskısı altında fetüs doğurtulmalıdır. Vaginal doğumdan sonra antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Fakat sezaryen operasyonundan sonra da antibiyotik tedavisi sürdürülmelidir.

5- Endomiyometrit: Koryoamnionit ve sezaryen doğumu ile komplike olan gebeliklerde görülebilen rahim iç mukozası ve rahim kasının enfeksiyonudur. Antibiyotiklerle tedavi edilir.

6- Göbek kordonu prolapsusu: En çok fetüsün baş gelişi olmadığı ve başın pelvise angaje olamadığı durumlarda zarların rüptürü ile birlikte kordonun servikal kanaldan vaginaya sarkması durumudur. Fetal kalp atışları aniden bozulmaya başlar, acil sezaryen gerekir.

7- Mekonyum: Nadiren mekonyumun bebeğin akciğerine kaçması sonucu solunum zorluğu, siyanoz gibi belirtilerle seyreden mekonyum aspirasyon sendromu görülebilir. Bu komplikasyon tüm doğumların %8- 'sında, postterm doğumların %25-%30' unda görülür.

8- Vezikovaginal fistül: Zor, uzamış vaginal doğumlardan sonra görülebilir. Mesane ve vagina arasında doğum travmasına bağlı olarak nekroz sonucu geçiş olabilir. Hasta vaginasından idrar geldiğini ifade eder. Bu durum, doğumdan hemen sonra anlaşılmaz, ancak bir hafta geçtikten sonra anlaşılabilir.

9- Rektovaginal fistüller: Zor ve uzamış vaginal doğumdan sonra barsağın son kısmı ve vagina arasında oluşan nekroz sonucu pasaj oluşur ve bu durum dışkının ve gazın vaginaya doğru geçişine neden olur.

10- Meme iltihabı (mastit): Emzirme sırasında bebeğin ağzında bulunan bakterinin anneye geçmesi ile meme iltihabı olabildiği gibi, tedavi edilmediği taktirde daha ileri dönemlerde meme absesi gelişebilir. Emziren annelerin %1-2'sinde görülür. Annede ateş, memede kızarıklık, ağrılı kitle, akıntı ve şişlik görülür.

11- Postpartum depresyon: Doğumdan sonra kadınların ortalama 'unda görülen geçici ağlama atakları, huzursuzluk şeklinde seyreden bir tablodur. Bu şikayetler bazen depresyona kadar ilerleyebilir. Daha önce psikiyatrik problemleri olan annelerde ise postpartum psikoz da görülebilir. Her iki durumda da psikiyatrist desteği gerekir