Dr. Kutlugül Yüksel, Eskişehir Yolu, no:266, TepePrime, C Blok, 3, kat, no:45 (Danıştay karşısı) -Ankara

Genital Kanal Enfeksiyonları

I-Alt Genital Kanal Enfeksiyonları

A. Dış Genital Organ Enfeksiyonları (Vulva Enfeksiyonları)

  1. Human Papilloma Virüs (HPV)
  2. Molluskum Kontagiozum
  3. Parazitler
  • Pedikulozis Pubis
  • Scabies

B. Genital Bölge Ülserleri

  1. Genital Herpes
  2. Sifiliz
  3. Diğer Ülser Yapan Lezyonlar    

Vaginal Enfeksiyonlar    

  1. Bacteriyel Vaginozis    
  2. Trikomoniyazis    
  3. Kandida Vaginiti.

D. Serviks Enfeksiyonları

  1. Klamidya Servisiti
  2. Gonore Servisiti

E. Sistit, Üretrit  

II-Üst Genital Kanal Enfeksiyonları

A.Pelvik İnflamatuvar Hastalık

B.Endometrit (Puerperal Olmayan Endometrit)  

I-Alt Genital Kanal Enfeksiyonları

A. Dış Genital Enfeksiyonlar (Vulva Enfeksiyonları)

1-Human Papilloma Virus (HPV): Vulva, vagina ve serviks epitel hücrelerini etkileyerek kondiloma akuminata adı verilen siğillere neden olan HPV, cinsel yolla bulaşan bir virüstür. Bu virüs aynı zamanda servikal, vaginal ve vulvar intraepitelyal lezyonların da nedenidir. HPV' nin 30'dan fazla tipi mevcuttur ve bu tipler genital kanalda enfeksiyonlara neden olur. HPV tip 6 ve tip 11 ile kondüloma akuminata (genital siğiller), HPV 16, 18, 31, 33, 35 tipleri ise genellikle kanser gelişimi ile ilişkilidir.

Bu enfeksiyon en sık 15-25 yaş arasında görülür. İmmün sistemi zayıf olan ya da immün sistemi baskılanmış olan gebelerde, diabetik hastalarda daha sık görülür. Alt genital organlarda vulva derisi ya da mukozada çeşitli büyüklükte saplı ya da sapsız siğiller izlenir. Servikal HPV lezyonlarının tanısı kolposkopi ya da PAP Smear ile konur. Tedavisinde çeşitli lokal sito-desrüktif ajanlar, immun modülatörler ya da cerrahi eksizyon yapılabilir. HPV virüsüne karşı koruyucu aşılar (ülkemizde Gardasil aşı ve Servarix aşı mevcuttur) en etkili olduğu 9-26 yaş arasında genç bayanlara yapılmalıdır. Bu aşının ilk dozu yapıldıktan sonra ikinci ve üçüncü dozları, birinci dozdan 2 ve 6 ay sonra yapılmalıdır. Bu aşılar özellikle vulva, vagen ve servikal kansere neden olabilen HPV 16,18 tiplerine karşı koruyucu olup bir çok tipine karşı da çapraz koruma sağlar. Gardasil aşı ayrıca siğil yapıcı tip olan HPV 6 ve HPV11 tiplerine karşı da koruma sağlar. Bazı durumlarda tedavi yapılmasa bile virüsün spontan eradikasyonu olabilir.

2-Molluskum Kontagiozum: Poxvirus' un neden olduğu derinin iyi huylu bir enfeksiyonudur. Cinsel yolla veya yakın temasla yayılabilir. Yuvarlak papül şeklinde ortası çökük 1-5 mm çapında çok sayıda lezyonlar halinde görülür. Bu lezyonların içinden beyaz mumsu materyal çıkar. Küretle nodül çıkartıldıktan sonra tabanı triklorasetik asit, sıvı nitrojen, kriyoterapi ya da Monsel solüsyonu ile tedavi edilir. Ayrıca cinsel partner de tedavi edilmelidir.

3-Parazitler:

Pedikulozis Pubis (Kasık Biti): Cinsel temas, havlu, yatak çarşafı gibi eşyalarla bulaşabilir. Parazit, pubik ve perianal alanda kıl folliküllerinin tabanına yumurtalarını depolar, bir hafta inkübasyon süresinden sonra vulvada şiddetli kaşıntı ve morumsu papül şeklinde lezyonlar gözlenir. Mikroskopta yağ altında bit ya da yumurtaları izlenerek tanı konur.

Scabies: Cinsel ya da cinsel olmayan yakın temas ile scabies etkeni olan uyuz böceği vücudun herhangi bir bölgesini enfekte eder ve özellikle geceleri kaşıntı artar. Kaşıntı alanlarda bulunan papüllerden ve uyuz böceğinin deride açtığı tünellerden kazıntı ile elde edilen örnek mikroskopta incelenerek tanı konur. Kaşıntı için antihistaminikler kullanılır. Parazit için %1' lik Lindan (Kwell) losyon, krem, şampuan kullanılabilir.

B. Genital Bölge Ülserleri

1-Genital Herpes: Cinsel yolla geçen kronik bir enfeksiyon olup etken Herpes Simplex Virüsü (HSV)' dir. HSV iki tipi mevcuttur. HSV Tip1 genellikle ağız dudak mukozasını enfekte ettiği halde genital bölge herpes enfeksiyonlarının ise hemen hemen yarısından sorumludur. HSV Tip 2 genital herpes enfeksiyonlarının büyük bir kısmının nedenidir. Virüs vücuda girdikten 3-7 gün sonra ateş, halsizlik, vulvada içi su dolu küçük kesecikler (vezikül) izlenir. Bu veziküller çok sayıda ağrılı olup birleşerek ülserlere neden olur. Yaklaşık iki haftanın sonunda yerinde skar (iz) bırakmadan iyileşir. İlk ataktan sonra yılda birkaç kez tekrarlar, tekrarlayan enfeksiyon ataklarının sıklığı zamanla azalabilir. Latent herpes virus enfeksiyonu durumunda, omurgada S2, S3, S4 dorsal kök ganlionlarına yerleşen HSV, gebelik, şeker hastalığı gibi immün cevabın baskılandığı durumlarda tekrar aktive olabilir. HSV'nin en tehlikeli ve yaşamı tehdit eden riski beyni etkileyen 'herpetik ensefalit' enfeksiyonudur. Genital herpes tanısı direk inspeksiyon (gözlem) ile konur. Ayrıca bistüri ile ya da spontan açılmış herpetik ülserlerden virus kültürü yapılarak tanı kesinleştirilebilir.

HSV tedavisinde amaç virusun yayılmasını önlemek ve tekrarlama süresini kısaltmaktır.

HSV tedavi ile tam olarak ortadan kaldırılamadığı gibi önleyici olarak kullanılan bir aşısı da mevcut değildir. Aktif HSV semptomları mevcutken cinsel perhiz önerilir, buna rağmen HSV geçici semptomların görülmediği dönemde gerçekleşmektedir. Gebelikte geçirilen herpes virüs enfeksiyonu plasenta yoluyla (transplasental yol) ya da servikal kanal yoluyla fetüse geçebilir. Gebelikte aktif alt genital bölgede HSV lezyonları mevcut olduğunda fetüsü korumak için sezaryen ile doğum önerilmektedir.

2-Sifiliz-Frengi: Hastalık Treponema pallidum adı verilen bir bakteri tarafından oluşturulur. Etken heteroseksüel ve homoseksüel cinsel ilişki ve enfekte kan ve kan ürünleri ile bulaşır. Sifiliz hastalığı olan gebeler plasenta yoluyla hastalığı bebeğine bulaştırabilir. Hastalık klinik evreler halinde ilerler ve hastalığın her evresinde değişik belirtiler ortaya çıkar.

Primer Sfiliz: Hastalık etkeni olan bakteri ile temastan sonra vulva, vagina, servikste sert ağrısız tek ülser belirir. Bu ülsere şankr adı verilir. Bu sırada kasık bölgesi lenf düğümlerinde büyüme olabilir, bu lenf bezlerinde de ağrı olmaz ve lezyon çok zaman fark edilmeden 6-8 hafta içinde kendiliğinden kaybolur.

Sekonder Sifiliz: İlk lezyonun belirmesinden 6 hafta-6 ay sonra bakterilerin kan yoluyla yayılması sonucunda cilt ve mukoz membranlarda, avuç içinde, tabanlarda makulopapüler döküntüler olur. Sifiliz sistemik bir hastalık olduğundan tüm vücudu etkiler. Genital bölgede yüksek bulaştırıcı özelliği olan ve condyloma lata adı verilen büyük kabarık, gri lezyonlar ortaya çıkar. Lezyonlar 2-6 hafta içinde kendiliğinden kaybolur.

Latent (Sessiz) Sifiliz: Bu süre zarfında bakteri yavaş yavaş çoğalmaya devam eder, sadece yapılan kan testlerinden sifiliz tespit edilebilir. Hastaların %25'inde hastalık semptomları zaman zaman alevlenebilir. Zaman geçtikçe hastalığın bulaşıcılığı azalır.

Tersiyer Sifiliz: Hiç sifiliz tedavisi olmayan hastalarda yaklaşık 10 yıl sonra kalp ve damar sisteminde, kas iskelet ve iç organlarda, dişlerde, göz ve beyin gibi sinir sisteminde tersiyer sifiliz bulguları olan lezyonlar ortaya çıkar. Taze lezyonlardan alınan mikroorganizmanın karanlık alan mikroskopik incelemesiyle kanda yapılan serolojik T. Pallidum antikor testleri ile tanı konur. Primer şankr görülmesinde 1-2 hafta sonra serolojik testler pozitifleşir. Hangi evrede olursa olsun sifiliz tedavisinde penisilin kullanılır. Takipte sifiliz antijen titreleri (VDRL, RPR gibi) ölçülür. Sifiliz ve HIV enfeksiyonu arasında yakın ilişki olduğundan mutlaka AIDS hastalığı da araştırılmalıdır.

3- Diğer Ülser Yapan Lezyonlar: Lenfogranüloma venerium, granüloma inguinale, gonore, tüberküloz, streptokok enfeksiyonu, malign ülserler, Behçet hastalığı, büllöz ilaç erüpsiyonu, Lipschutz ülseri vb. pek çok hastalık genital bölgede ülserlere neden olabilir.     

Vaginal Enfeksiyonlar

Vaginal enfeksiyon durumunda vaginal akıntı, kötü koku, idrarda yanma, ağrılı cinsel ilişki gibi semptomlar görülebilir. Vagende normal flora olduğunda PH değeri yaklaşık 4.0 'tür. Normalde vagen florasında laktobasiller hakimdir ve belli oranlarda çeşitli mikroorganizmalar ve kandida bulunur. Vaginada normal, kokusuz yumurta akı gibi şeffaf bir akıntı özellikle ovulasyon döneminde daha belirgin izlenebilir, bu akıntı normal vaginal akıntıdır. Klinikte en sık üç ana tip vagina enfeksiyonu (vaginit) ile karşılaşılır.

1- Bakteriyel Vaginozis: Vaginite neden olan en sık enfeksiyondur. Gardnerella vaginalis adı verilen anaerob bakteri tarafından oluşturulur. Nonspesifik vajinit, haemophilus vajiniti gibi çeşitli isimlerle de adlandırılır. Islak smearde mikroskopta epitel hücrelerine yapışan bakteri kümeleri 'clue cell' adı verilen hücreler şeklinde izlenir. Hastalarda vaginada kötü koku hissedilir. Uygun antibiyotiklerle tedavi edilir.

2- Trikomoniyazis: Etkeni Trichomonas vaginalis adlı bir parazittir. En sık cinsel yolla olmak üzere ıslak havlu gibi parazit bulaşmış yüzeylerden, ortak kullanıma açık tuvaletlerden ve temiz olmayan havuzlardan da bu enfeksiyon etkeni olan parazit kolaylıkla geçebilir. Tricomonas enfeksiyonu taşıyan erkeklerde hastalık belirtisi olmaz ve partnerine bu enfeksiyonu taşıyabilir. Bu nedenle trikomonas enfeksiyonunda eşlerin de tedavi edilmesi gerekir. Hastalarda vaginada şiddetli kaşıntı, tahriş olur ve sarımsı köpüklü bir akıntı izlenir. Islak smear preparatında canlı tek hücreli parazit tespit edilebilir. Tedavisinde genellikle Metronidazol kullanılır ve tedavi boyunca cinsel ilişki yasaklanır.

3- Kandida Vaginiti: Vaginal mantar enfeksiyonu olan kandida vaginitinin etkeni çok sık olarak Candida albicans adlı mikroorganizmadır. Cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon değildir, normal vagen florasında zaten mevcut olan bu maya hücresi bir takım risk faktörlerinin etkisiyle çoğalarak enfeksiyona neden olur. Bu risk faktörleri arasında antibiyotik kullanmak, doğum kontrol ilacı almak, diyabet hastalığı, gebelik gibi hormonal değişiklikler, HIV hastalığı gibi immün sistemi zayıflatan hastalıklar sayılabilir. Hastaların genital bölgesinde şiddetli kaşıntı, peynir gibi akıntı, idrarda yanma şikayetlerine neden olur. Flukonazol, mikonazol, klortrimazol gibi ilaçlar ile tedavi edilebilir.

D.Servikal Enfeksiyonlar

Servikste akut enfeksiyona bağlı hücresel infiltrasyon görülür. Servikste koyu sarı yeşil pürülan akıntı yapan Chlamidya trachomatis ve Neisserra gonore adı verilen bakteriler sırasıyla klamidya servisiti ve gonore servisiti adı verilen cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara neden olur.

1- Klamidya Servisiti: Düşük sosyoekonomik düzeyli, çok sayıda cinsel partneri olan genç bayanlarda daha sık görülür. Cinsel ilişkiden sonra kanama, idrarda yanma, sızlama, anormal vaginal akıntı gibi semptomlara neden olur. Serviks muayenede serviks çilek gibi erozyone izlenir, akıntı koyu sarı yeşil ve pürülandır. Servikal sürüntüden alınan hücre kültürü ve direkt antijen taramasıyla tanı konur. Uygun antibiyotikler ile tedavi edilir. Cinsel partner de tedavi edilmelidir.

2- Gonore Servisiti: Gonore halk arasında 'bel soğukluğu' olarak bilinir. Klamidya servisitine benzer semptomlara neden olur. Kadınlarda kötü kokulu yeşil-sarı akıntı olur. Sık sık ve ağrılı idrara çıkma, adet aralarında kanama şikayetleri olur. Bu enfeksiyon en çok rahim ağzı servikal kanalı (endoserviks) tutar. Steril çubuk ile alınan ve özel besi yerine ekilen kültürler ile tanı konur. Klamidya ile birlikte sık görülür. Cinsel partner de mutlaka tedavi edilmelidir. Gonore uygun antibiyotiklerle kolayca tedavi edilebilir.

E. Sistit ve Üretrit

Kadınlarda ve gebelerde en sık görülen alt üriner kanal enfeksiyonlarıdır. Sık idrara çıkma, idrarda yanma, idrar kaçırma gibi şikayetlere neden olur.  

II-Üst Genital Kanal Enfeksiyonları

A. Pelvik Enflamatuvar Hastalık (PID)

Rahim iç duvarı endometrium, rahim kası myometrium, rahim çevresi dokuları, tubalar, overleri içine alan üst genital kanalın enfeksiyonudur. PID enfeksiyonu servikal yoldan geçen bakteriler yoluyla meydana gelir. PID polimikrobiyal bir enfeksiyondur. Gonore, klamidya etkeni dahil bir çok mikroorganizma bir arada PID' de etkilidir. PID' de cinsel yolla bulaşan hastalıklar söz konusudur. Çok sayıda cinsel partnerin olması ve RİA gibi korunma yöntemleri ve immün sistem zayıflığı PID'i artıran risk faktörleridir. Hastalarda karın ve bel ağrısı, ateş, titreme, bulantı, idrarda yanma gibi semptomlar görülür. Jinekolojik muayenede serviks ve rahim hareketlerinde ağrı hissedilir, tuba ve yumurtalık bölgelerinde gerginlik tespit edilir. Pelvisin alışılmış serbestliği kaybolmuş adeta gergin, sert, kalın ve hassaslaşmış olarak palpe edilir. Transvaginal ultrasonik incelemede rahim arkasında (Douglas) serbest mai, tübalarda kalınlaşma ve tübalar içinde sıvı retansiyonu izlenir. Bazen tuba ve yumurtalık birbirine yapışmış ve kitle teşkil etmiş olarak gözlenir. PID geçiren hastalarda ilerde kronik pelvik ağrı, dış gebelik ya da infertilite gibi sorunlar ortaya çıkabilir. PID ilerlemiş ise ya da PID sonucu tuba ovarian apse gelişmiş ise hastaneye yatırılarak tedavi edilmelidir. İlerlemiş PID durumlarında karaciğer etrafında fibroz adezyonlara bağlı (Fitz- Hugh-Curtis sendromu) batın sağ üst kadranda ani ağrılar ortaya çıkabilir. En çok PID yapan etkenler göz önüne alınarak ve uygun antibiyotikler kullanılarak PID tedavisi yapılır.

E. Endometrit

Servikal kanaldan endometriuma (rahim iç mukozası) yayılan birçok mikroorganizmaların bu bölgede enfeksiyon oluşturması ile hastalık ortaya çıkar. Kadınlarda cinsel ilişkiden sonra kanama (postkoital kanama), adetler arasında kanama ve pelvik ağrılar gibi birçok semptomlara neden olur.

Endometrit tedavisinde geniş spektrumlu antibiyotikler özellikle günde 100 mg doksisiklin, 10 gün süre ile ağız yoluyla kullanılmalıdır. Endometrit, PID ile birlikte olduğunda tedavide daha etkili antibiyotikler kullanılmalıdır.